Negatif Film

  • Filmin Yapısı

Filmler belli başlı markalar dışında en çok bilinen KODAK ve FUJIFILM markaları tarafından üretilir. Genelde piyasada filmler negatif olarak bulunur. Filmlerin diğer türü ise pozitif filmlerdir. Pozitif filmler bazı özel projeler için kullanılır. Film kameraları ile çekilen görüntünün ışık fotonları lensten geçerek filmin yüzeyine ulaşır, ışığa hassas film yüzeyini yakarak kimyasal bir reaksiyon ile tepkimeye girer ve analog bir iz bırakarak negatif şeklinde saklar. 

Yukarıdaki grafikte filmin ayrılmış halinin katmanlarını görmekteyiz. 

NEGATİF VE POSİF FİLM

Bir film karesini mikroskop altına yatırıp zoom yapmamız durumunda detayların atoma kadar yol izlediğini görmüş oluruz. Yukarıdaki görselde filme aşama aşama zoom yapıldıkça detayları noise dokusu şeklinde görmekteyiz. Filmlerin diğer bir özeliği de Piksel (PIXEL) olmamasıdır. Sonsuz  bir  çözünürlüğe sahiplerdir. Filmler aslında gerçek RAW özelliğini barındıran ilk türlerdir. Soğuk ortamda saklanmalıdır. Filmlerin bir ömrü vardır. Ham filmler rafta ömürlerini doldurduktan sonra bayat film olur. Banyosu yapılmış filmlerin ise buzdolabı ömrü 10 yıldan azdır.

 


  • Telecine Film Scanner

Çekimi tamamlanmış her film makaraları, banyo ve yıkanma (Emülsiyon) aşamaları tamamlandıktan sonra digital ortama aktarılabilmesi için Telecine Film taraması (Film Scanner) denilen aşamadan geçirilir. Film şeridi makinaya takılıp sarıldıktan sonra kare kare tarama işlemi yapmaya başlar. Eski makinaların taraması 3CCD dediğimiz sensörlere sahiplerdi. Tarama hızları çok yavaş ve saatlerce sürerdi. Taramaların kalitesi  ise düşük çözünürlükte olurdu. 

Günümüz tarayıcı makinaları ise (ARRISCAN, Blackmagic Cintel Film Scanner), CMOS sensörüne sahiplerdir. Hem hız, hem de yüksek çözünürlükte kalitesi artırılmış tarayıcılardır. Detayları ise daha yoğundur. Renkler daha canlı ve düzgün taranır. Bu sensörlerin günümüz kameralarının sensörleriyle herhangi bir farkları yoktur. Aynı mantıkta çalışarak görüntüyü dijital ortama aktarır. Film şeridi karesi sensör üzerinde geçerken filmin arka kısmındaki 5600 Kelvin'lik ışıkla aydılatılır. Eski makinalar lamba kullanırdı, şimdiki makinalar ise LED aydınlatma ile aydınlatılıyor. Bu ışık, film içinden geçerek optik mercek aracılığı ile okuyucu olan CMOS sensöre düşerek ışıktaki bilgiyi dijital ortama aktarmaya başlar.

ARRI CMOS Sensör

Bu bilgi 8 Bit, 10 Bit, 14 Bit ve 16 Bit renk derinliğinde Cineon ve Digital Picture Exchange DPX formatlarında *.CIN *.DPX *.TIF dosyası olarak yüksek çözünürlükte aktarılır.  Bu formatların özelliği ise Dinamik Aralığı (Dynamic Range)  ve Logaritmik (LOG  - Logarithmic) renk bilgisini barındırması, renklendirme için gerekli GAMA (GAMMA) bilgisine sahip olmasıdır. 

Film dediğimiz şeritler Linear Renk Gammasına sahiplerdir. Çalışma yapabilmemiz için LOG Renk Gamması şeklinde taranmış olarak gelir. Linear olan film taraması esnasındaki bilgisayar ve yazılım sayesinde LOG'a konvert edilerek çevrilir. Ama istek üzerine Linear veya LOG renk gamması şeklinde de aktarım yapılabilir.


  • Cineon

Cineon Sistemi 1990 yılların başlarında Kodak tarafından oluşturulmuştur. Böylece çığır açan bilgisayar tabanlı ilk dijital film tarama sistemi geliştirilir. Bu film tarayıcı ile birleştirme, görsel efekt, görüntü restorasyonu ve renklendirme için gerekli yazılım ile film kaydedici ve iş istasyonu donanımından  oluşan bileşenlerin (Cineon Digital Film İstasyonu) entegre paketi sayesinde standart bir hale getirilmiştir. Sistem ilk kez Hollywood piyasasına Eylül 1992'de sürülmüştür. 4K, 10 Bitlik dijital film yapımı için uçtan uca bir çözüm olmuş  sistemin zamanının ötesinde olduğunuda söylenmek de yanlış olmaz. 




Linear | LOG

Dijital video kameralar iki farklı yaklaşımdan birini kullanarak görüntüyü oluşturarak kaydeder. Bu yaklaşımlar Linear (Doğrusal) renk ve LOG (Logarithmic) Logaritmik renk  şeklinde kullanılır. Linear Gamma ve LOG Gamma olarak da ifade de edilebilir. Analog ve sonrasında dijital kameralarda popüler olan Linear renk gamması  kullanılırdı. Reklam ve film sektörü için pek de tercih edilmezdi. 3CCD sensörlü Linear gammasına sahip bu kameralar TV kamerası olarak görülürdü. Bunun sebebi ise Linear gamması olan kameralar keskin dijital bir dokuya sahip olmasıdır.  Bu da negatif film dokusunun yanından bile geçmemesi demek olurdu. Linear renk gammasına sahip 16mm ve 35mm sonrasında ise 70mm negatif film şeritlerini dijital ortama aktarımım esnasında LOG'a konvert ederek kullanırdı. Yeni nesil dijital sinema kameraları LOG şeklinde kayıt yapma becerisine sahiplerdir. Bu beceri yeni CMOS teknoloji sayesinde olmaktadır. 

Linear Gammanın kontrast bir havası vardır. Işık seviyeleri çok yüksek olur, hatta seviyeleri patlamaya kadar dayanır. Gölge kısımları ise çok karanlık ve detayları neredeyse yok denecek kadar az. Bu da renklerdirme konusunda bizleri epeyce bir zorlayacaktır.

LOG Gamması teknolojisinde ise puslu, çiğ ve çok düşük kontrastlı görsellerle karşılaşırız. Nedeni ise gölge tonları ve yüksek ışık seviyelerinin tüm kontrolü bizde olur. Bir bölgenin koyu açık alanını rahatlıkla değiştirebiliriz.

Aşağıdaki Waveform ve gri tonlarını Linear ve LOG arasındaki farklarını görmekteyiz. Sol tarafı Gölgeleri, sağ tarafı ise yüksek ışık seviyesini görmekteyiz. Linear da çoğu siyah ve beyaz tonlar gömülmüş bir şekildeyken. LOG'ta  ise tüm siyah ve beyaz tonları kayıpsız şekilde görmekteyiz.

Ağaşıdaki görselde Linear ve LOG arasındaki farklarını net bir şekilde görmekteyiz. Sol tarafdaki Linear ile çekilmiş görselde yüksek ışık seviyelerin detayları kaybolmuş ve yırtılmış şekilde görmekteyiz. Sağ taraftaki LOG ile çekilmiş görselde en ince detayların hepsini görmekteyiz. Çok rahat kontrol edilebilir seviyedeler.

LOG > Linear

Peki LOG'lu gelen videoları Linear'a nasıl çevirebiliriz? Bunun iki türlü cevabı vardır. Renklendirme yazılımı üzerinden bir  LUT vererek ya da Curve veya Gamma araçları ile Linear'a çevirerek istenilen kontrast havayı yakalayabiliriz. Burdaki olay gölgelerin detayları kaybolmadan ve yüksek ışık sevilerindeki patlamayan detayları net şekilde görürüz. Tam kontrol sayesinde dengelenmiş görselleri  çıkartabilmemiz bu sayede olmaktadır.

Kamera                           LOG

  • ARRI                                Log-C
  • RED                                 REDlog-Film
  • Blackmagic Design     BMD-Film
  • Canon                             Canon-Log
  • SONY                               S-Log
  • Panasonic                      V-Log



  • Dynamic Range (Dinamik Aralığı)

Digital film kamera sensörüne düşen optik görüntünün ne kadar kontrast (CONTRAST) sağlayabileceği ölçü birimine Dinamik Aralığı (Dynamic Range) denir. Piyasadaki her kameranın Dynamic Range stop aralığı farklı olabilir. Bu işlemin merkezi ise sensörün işlemcisi tarafından hesaplanarak dosya olarak diske yazar. İnsan gözü yaklaşık 24 stopluk ışık farkını algılayabilir.

Sensör Dynamic Range Stop Karşılaştırması:

  • 35mm Film:  >15-16 Stops
  • RED Dragon:   > 16.5+ Stops
  • BMD Ursa Mini:  > 15 Stops
  • Panavision DXL:  > 15 Stops
  • ARRI Alexa 65:  > 14 Stops
  • Sony F5:  > 12 Stops
  • Canon EOS C500:   > 12 Stops
  • DSLR:  > 11 Stops

Genelde Dinamik Aralığı  LOG renk gammasına ve RAW özelliğine sahip yeni nesil digital sinema kameralarında ve negatif filmde bulunur.


  • RED HDRx Teknolojisi

RED dijital sinema kameralar HDRx teknolojisini kullanır. Bu teknoloji görselde patlak yerleri  ve gölgede kalan yerleri birleştirerek koyu yerleri açar, patlak yerleri ise dengeler. Böylelikle çekilecek sahnede ekstra ışık kullanmadan çekim esnasında hayat kurtarır.

HDRx teknolojisiyle çekilmiş aşağıdaki görselde A FRAME patlak yerleri gösterirken X FRAME ise koyu yerleri gösterir. Sonraki görselde ise birleştirilmiş (MERGE) final halini görmekteyiz. Görseli işleyerek en doğru sonucu yakalamış olur.

RED HDRX TEKNOLOJİSİ'NİN ÇALIŞMA MANTIĞI

RED HDRX TEKNOLOJİSİ'NİN ÇALIŞMA MANTIĞI

A FRAME

A FRAME

X FRAME

X FRAME

HDRx

HDRx




RAW Video

Dijital kameralarda 35mm filmin karşılığı olan dijital sensörün üzerine düşen optik görüntü, dijital işlemci tarafından dijital verilere dönüştürülüp video haline getirilir. İşte bu değişikliklerin yapılmadan sensörden gelen dijital verilerin doğrudan belleğe yazılmasıyla oluşan özel formata RAW denir. RAW formatının Türkçe anlamı ise 'HAM' ya da 'İŞLENMEMİŞ'tir.

Çekim sırasında belli işlemlerden geçen ham görüntü birçok bilgiyi de barındırır. Geliş yelpazeye sahip RAW dosyaların içeriğide gelen bilgiler şunlardır.  COLOR SPACE (Renk Uzayı), KELVIN (Renk Isısı), TINT (Renk Tonu) ISO (Asa), EXPOSURE (Pozlama) ve SHADOW (Gölge). RAW formatının en büyük özelliklerinden biri de çekim yapıldıktan sonra yukarıdaki gibi bilgilerin üzerinde oynanmasına izin vermesidir. Aynı zamanda  RAW videolar masa başında işinizi şansa bırakmaz. Her kameraya göre farklı RAW dosya çeşitleri vardır. Bu kadar farklı bilgiyi barındırmak ise çok yer kaplamasına neden olur. Ve hiç bir şekilde sıkıştırmaya (CODEC) maruz kalmayan dosya türüdür.

Ama nasıl olsa RAW çektik masada kurtarılır diye düşünmeyin çünkü çekim esnasında yapabileceğiniz ayarlar tam olursa, Coloristler için hazine değeri taşır. Renklendirme yapacağı zaman sınırları olmayacaktır.

Bilinen Video RAW Dosya Türleri:

  • ARRI RAW:           *.ARI
  • RED RAW:            *.R3D
  • CinemaDNG:       *.DNG
  • Sony CineAlta:   *.ARW

Sevdiğim kamera RAW'ı ise RED kamera *.R3D RAW türüdür. Nedeni ise diskte çok az yer kaplamasıdır. RED RAW zip mantığında bir sıkıştırma yapısına sahiptir. Yanlış anlaşılmaya sebep olmayalım; CODEC mantığında değil zip mantığındaki sıkıştırma türünde sıkıştırma yapar. Bir çok, çeşitli Renk Uzayı profiilleri sunması, en büyük özelliğidir.

6 Comments